Aştiyago romanı üzerine / Şoreş Reşî

0
502 views

Stockholm Kürt Enstitüsü bünyesinde biz edebiyet severler, aydınlar, yazarlar ve okuyucular olarak ikibinli yıllarda çeşitli roman değerlendirmeleri yapmıştık. Bu konuda bir sınırlamamız yoktu, herkes katılabilirdi. Yayınlanmış Kürtçe romanları okur ve kendi aramızda o roman üzerindeki düşünce, değerlendirme, eleştirme, temenni ve önerilerimizi yapardık. Bu konuda biraz tecrübe sahibi olduk, roman yazımımız için de bir temel oluşturdu diyebiliriz. Son bir yıldır bu konuya tekrar el attık. Ve bildiğim kadarıyla İstanbul ve Amed’de de benzeri değerlendirme toplantıları yapılmakta. Bu tip toplantıların yaygınlaşması, Kürt dilinin ve Kürtçe’nin gelişmesi ve yaygın şekilde okunmasına yardımcı olacağı için, dilimizin geleceği için bir artı puan elbette.

 

Şimdiye kadar edindiğim tecrübelerden bazı sonuçları şöyle özetlemem mümkün: Başta yazar arkadaşlarımızın eleştirilere tahammülsüz oluşu. Elbette bu eleştirinin nasıl yapıldığına da bağlı ama genelde bunu gözlemledim. Örneğin; bir arkadaş yayınlanmamış romanını değerlendirmemizi ve kendisinin de toplantıya katılma isteğini dile getirmişti. Kabul edildi ama eleştirilerden sonra artık ne toplantılara katıldı ne de kitabını yayınladı. İkinci bir nokta, yazarlarımızın roman yazımını hafife alıyor olması. Roman türüne bağlı olarak elbette romanın bir bilgiye, araştırmaya ve kendi içinde bir tutarlığa vs sahip olması gerekir. Yazdığın her cümlenin bir önemi var. Bu konuda çok zayıflığın olduğunu gördüm. Okuduğumuz bir romanda, yazar arkadaşımız coğrafik bir tanımı yaparken şöyle yazıyor “Toroslar’dan taa İran’a kadar…” Bununla çok uzak bir mesafeyi anlatmak istiyordu ama harita üzerinde ufak bir araştırma yapsa bunun böyle olmadığı rahatlıkla anlaşılır. Bir diğer nokta da, redaksiyon meselesi. Birçok romanızda tekrarların olması tabiki okuyucuyu bıktırıyor.

 

Son olarak Kürt yazarı ve değerli aydını olan sayın Fergin Melik Aykoç’un tarihi romanı “Aştiyago”yu okuduk. Korona salgını nedeniyle digital üzeri yaptık, diğer toplantılar gibi tat vermese de değerlendirdik. Bu romanı ilk duyduğumda, sevinçten neredeyse yerimden fırlayacaktım. Çünkü konusu bizler için çok önemliydi. Kürtlerin ataları olan Medler üzerinde bir roman okumak elbette insana heyecan ve haz verir. Bu duygular ile romanı okuduk. Başta şunu belirteyim; bize göre eksik ve fazlaları da olsa, önemli bir kitap, temel alınacak bir kitap ve bunun için değerli yazarımızı kutlamak istiyorum. Çünkü, Medler üzerinde yeterli araştırmalar yok ve elde az verinin olduğu bir konuda yazmak dünyanın zor ve riskli işlerinden biri.

 

Aştiyago romanın dili konusunda öne çıkan görüşleri şöyle sıralamak mümkün: Birincisi, içinde dili ağırlaştıran çok fazla yeni Kürtçe kelimenin olması; bunlar için belki bir sözlüğün arka sayfada olması yararlı olacaktı. İkincisi, çokça latin kelimesinin kullanılmış olması, bunların yerinde Kürtçe kelimelerin neden tercih edilmediği. Üçüncüsü; yazarın bir dil öğretmeni olması nedeniyle bazen erkek şahıs zamiri yerine dişilin kullanılması merak konusu oldu. Son olarak, bazı tekrar ve redaksiyon hatalarının bulunması. Bu kadar önemli bir kitap için yayınevinin birkaç kere redaksiyonu gözden geçirmesi gerekiyordu.

 

Kitabın içeriği konusunda, okuyan arkadaşların Medler üzerindeki bilgi yetersizliği öne çıkmakla beraber, sorgulanan konu başlıkları şunlardı: Birincisi, Med sarayının ve baş şehri olan Ekbatane’nin (7 sur’un) yeterince tanıtılmadığı. İkincisi, Med prensesi Menda’nin esir kadın gibi bir düğün süreci yaşaması. Üçüncüsü, Fars (Taype) aile içi kadın-erkek ilişkileri ile iğrenç geleneklerinin romanda aşırı derecede yer alması. Dördüncüsü, Şimdiye kadar Med ve Fars savaşının iki yıl sürdüğü ve bazı Med aşiretlerin devletin yıkılmasında başrol oynadığı kanısına rağmen yazarın yıkımı hemen bir olup bitiye getirdiği. Son olarak da, Saka ve İskitlerin iki ayrı ulus veya halk olarak ele alındığı noktalarıydı. Bütün değerlendirmecilere göre bazı eksikler olsa da çok önemli bir roman; eksiklerin ikinci baskıda düzeltilmesi temennisi ile önemli bir eserin ortaya çıkacağı fikri hakim oldu.

 

Sayın Aykoç bu romanı yazmakla, büyük bir cesaret örneği göstermiş, yaptığı değerli araştırma ile Kürt atalarının romanını yazması herşeyden önce taktir ve teşekküre değerdir.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments