“BERGİR !” Yusuf Z. Sütcü

0
858 views

 

“Öykü”

 “ BERGİR ! “

 

Öğle tenefüsü zili çaldığında saatler 11.15’i gösteriyordu. Osman, çalıştığı okuldaki ‘’okul hazırlık sınıf’’ öğrencilerinin  yavaş yavaş dışarı çıkmalarını bekledi. Bütün çocuklar sınıftan çıktıktan sonra sınıf kapısını kapatarak dışarı çıktı.

Beraber çalıştığı danimarkalı öğretmen arkadaşı ile birlikte öğlen paydosu yemeğini yemek için okulun öğretmenler yemek salonuna doğru gitmeye başladılar.  Osman, okulunu bitirdikten sonra 1 yıllık psikoloji lisans kursuna gitmiş ve daha sonra  yaklaşık 2 ay önce bu işe başlamıştı.

Osman, hergün yaptığı gibi kocaman yemek salonunun bir köşesinde oturmuş olan diğer yabancı öğretmenlerin yanına doğru giderek boş bir sandalyede oturup evden getirdiği yemek paketini açarak yemeğini yemeğe başladı.

Kendi aralarında sohbet ederken bir taraftanda  yemeklerini yiyen yabancı öğretmenlerin 3 tanesi Orta-anadolu kürdü, 1 tanesi Muş’lu kürt, 2 tanesi türk idi.  Osman daha yemek yemeğe başlamıştı ki,  orta yaşlarda ve orta boylu bir danimarkalı kadının kendisine doğru gelmekte olduğunu farketti.

Danimarkalı kadın Osman’a:

– Bir dakikanızı alabilirmiyim? diye sordu.

Osman;

– Ne demek, olur tabi derken bir taraftanda ayağa kalkarak kadına doğru yöneldi.

Danimarkalı kadın Osman’a:

– Sizinle bir öğrencimiz hakkında konuşmak istiyorum, eğer mümkünse şöyle bir kaç dakikalığına oturup konuşabilirmiyiz? diye sorarken bir taraftan da uzak bir köşede bulunan bir masaya ilişip birer sandalyeye oturdular.

Danımarkalı kadın kendisinin, okul psikologu olduğunu ve Osman’ın  öğretmenlik yaptığı sınıfa giden, Yusuf adlı bir öğrencinin zihinsel gelişimi konusunda bazı şüpheleri olduğunu ve yine çocuğun zihinsel gelişiminde sorun olup olmadığı konusunda bazı testler yaptığını söyledi.

Yapılan bu testlerde kesin bir sonuca ulaşmadığını ve mümkünse Osman’ın yardımıyla bir test daha yapmak istediini belirtti.

Osman ise, kendi sınıfında bulunan 7 yaşındaki Yusuf’un gayet akıllı ve sosyal olduğunu ve sadece tek probleminin daha küçük yaşta  kreşe gitmediği için danca bilmemesinden dolayı diğer danimarkalı çocuklarla  iletişim  kuramaması olduğunu söyledi.

Yusuf’un sınıfta bulunan 5-6 yabancı çocuk ile gayet normal bir sosyal ilişkisinin olduğunu ve  zihinsel gelişiminde bir problem olmadığından gayet emin olduğunu ve eğer bir faydası olacaksa, okul psikologuna her türlü yardımı yapabileceğini söyledi.

Okul psikologu ise:

– Bak Osman, ben Yusuf ile çok değişik psikolojik testler yaptım, fakat  her seferinde   olumsuz sonuçlar aldım. Fazla yapacak bir şey kalmadı bence, son çare olarak senin yardımınla bir test yapabiliriz.

Osman:

–  Psikolog hanım şimdi aklıma geldi, siz psikolojik testleri danca dilinde yaptınız sanırım, Yusuf danca bilmemesine rağmen bu testleri nasıl yaptınızki?

Psikilog:

– Evet, ilk başta test’i danca dilinde yaptık fakat sonuç olumsuz olunca Yusuf’un danca dilini bilmediğine kanaat getirerek okuldaki türkçe öğretmeni Fatma hanımın tercümanlık yapması ile yaptığımız test sonucuda olumsuz oldu. Daha sonra okul müdüründen edindiğim bilgilere göre Yusuf’un ailesinin kürtçe konuştuğunu öğrendim.

Daha sonra, okulda seninde tanıdığın Mesut öğretmeninde tercüme yardımı ile kürtçe olarak yaptık ve yine bu test sonucuda olumsuz oldu. Ben bu test sonucunda, Yusuf’un   kesinlikle zihinsel sorunları olduğu kanaatine varmıştım. Ve bunun akabinde yine edindiğim bilgilere göre Yusuf’un ailesinin kürtçenin değişik bir diyalektiğini konuştuğunu farkettim.

Ben raporumu yazıp sonuçlandırmak üzere iken okul müdüründen edindiğim bilgilere göre senin de Yusuf’un ailesi gibi Türkiye’in Konya bölgesinden geldiğini öğrenmiş oldum. Yaptığım araştırmalarım da bu bölgeden gelen kürtlerin orjinal kürtçeyi anlamakta zorluk çektiklerini öğrenmiş oldum.

Böylece, Yusuf’un ne Fatma öğretmenin türkçesi ne de Mesut öğretmenin konuştuğu kürtçeyi konuşup anlayamadığını  farketmiş oldum.

İşte son çare olarak senin, öğretmelik eğitimi sanrası ’’psikoloji stajı’’ da yaptığını öğrendim ve senin  tercüme yardımın ile son bir test yapmak istiyorum diye sürdürdü konuşmasını Psikolog kadın.

Osman:

– hımm, evet Psikolog hanım. Bildiğim kadarıyla size test için yardımcı olan Mesut öğretmen Kürdistan’lıdır ve konuştuğu kürtçeyi  ben ve Yusuf öğrencimiz Türkiye’nin Orta anadolu bölgesinden geldiğimiz için  anlamakta zorluk çekiyoruz.

Bildiğim kadarıyla Yusuf öğrencimizin ailesi nin konuştuğu kürtçe diyalektiği ile  benim köyümde konuşulan kürtçe diyalektiği hemen hemen aynıdır ve ben elimden gelen yardımı yapmaya hazırım dedi Osman.

Bunun üzerine, Psikolog hanım ile Osman bir hafta sonra perşembe günü saat; 10.00 da görüşmek ve  zihinsel test yapmak üzere oradan ayrılarak sınıfına doğru gitmeye başladı.

Osman bir hafta sonra, Yusuf’u sınıftan alarak aynen sözleştikleri gibi saat; 10.00 da Psikolog hanımın bürosuna gittiler. Psikolog hanım yapacağı psikolojik test için gerekli malzemeleri büyükçe bir masanın üzerine koymuş onların gelmesini bekliyordu. Yine masanın üstüne bir termos kahve ile Yusuf içinde bir meyve suyu içeceği koymuştu.

Psikolojik test için, Logo oyuncaklarını  andıran plastikten yapılmış olan 1 erkek at, 1 dişi kısrak, 1 tay, 1 buzağı, 1 boğa, 1 inek, 1 buzağı, 2 koyun ile 1 kuzu figürlerinin yanısıra plastikten yapılmış olan etrafı bahçe ile çevrelenmiş bir çiftlik ile başka kırmızı renkli bahçeli başka bir ev de masanın üzerine yerleştirilmişti.

Psikolog hanım, Osman’dan söylenenleri sadece tercüme etmesini ve hiç bir şekilde çocuğu etkileyecek bir harekette bulunmamasını rica ederek test işlemini başlattı.

Tam o sırada Osman’ın aklına  Psikolog hanımın daha önce yaptığı testlerin video’ya  çekilip çekilmediği konusu geldi ve Psıkolog hanıma sordu bu konuyu:

Psikolog hanım daha önce yaptığı her iki testin de video’ya alındığını söyleyerek bilgisayarında kayıtlı olan video alıntılarını projeksiyon makinasına bağlayarak duvardaki büyük beyaz perdeye  yansıtmaya başladı.

Video görüntülerinde, yapılan ilk testte Fatma öğretmen küçük Yusuf’a dönerek:

– Bak Yusuf, bu psikolog hanım’ın söylediklerini sana tercüme edeceğim, söylediklerimi anlıyorsun değil mi? Küçük Yusuf öğretmenin bu söylediklerinden hiç bir şey anlamamış alnında terler birikmiş bir şekilde başını öne eğmiş görünüyordu video görüntülerinde.

Buna rağmen Fatma öğretmen Yusuf’un test için hazır olduğunu söyleyerek Psikolog hanım da testini başlatıyordu böylece. Psikolog hanım’ın söylediklerinin türkçe olarak Yusuf’a tercüme ediyordu:

– Bak Yusuf, lütfen çiftlik bahçesinde bulunan 1 inek ile 1 boğayı alıp şu yandaki binanın kırmızı renkli bahçesine yerleştirebilirmisin?

Bu sözlerden hiç bir şey anlamadığı belli olan Yusuf hiç bir tepki vermeyerek masa üzerinde bulunan test malzemelerine öylece bakıyordu. Bu testten herhangi olumlu bir sonuç alamayan Psikolog hanım ikinci test için, Fatma öğretmenden söylediklerini tercüme etmesini rica etti. Fatma öğretmen Yusuf’a dönerek:

–  Bak Yusuf, çiftlik bahçesinde buluna erkek atı alıp diğer evin kırmızı boyalı bahçenin içerisine yerleştirirmisin lütfen? Video görütülerinde,  bu söylenenlere herhangi bir anlam veremeyen küçük Yusuf herhangi bir tepki vermeden masanın üzerine öyle bakakalmış görünüyordu video görüntilerinde.

Daha sonra, Mesut öğretmenin tercüme yardımı ile yapılan testin görüntüleri görünüyordu kocaman beyaz bez ekrandaki görüntülerde. Video görüntülerinde, Mesut öğretmen Yusuf’a dönerek Psikolog hanımın söylediklerini Muş’ta konuşulan kürtçe diyalektiği ile tercüme etmeye başlamıştı:

–  ’’Keke Yusuf, tu dikari ji kerema xwe ve çelake u vi boxa’yi di hewşa male da bigri  dini hundire hewşa bi renge sor’’ ?

Video görüntülerinde Zavallı küçük Yusuf’un bu söylenenlerden de aynen Fatma öğretmenin söylediklerinde olduğu gibi hiç bir şey anlamadığı açıkça anlaşılıyordu.

Psikolog hanım, Yusuf’tan  iyice umudunu kesmisti ve yine de son testi yapmak için Mesut öğretmenden söylenenleri tercüme etmesi için rica ediyordu video görütülerinde.

Mesut öğretmen Yusuf’a dönerek;

-‘’Keke Usiv can, dikari ji kerema xwe vi hespi di hewşa male da bigri u dini hundure hewşa bi renge sor’’?.

Küçük yusuf bu son söylenenleri de hiç anlamamış ter içerisinde hiç sesini çıkarmadan sessizce önüne bakıyordu, video görüntülerinde.

Her iki testin de video görüntülerini izleyen Osman, Yusuf’un ailesinin Kelhasan adlı bir köyden geldiklerini  hatırlayarak  bu köyün ’’Canbeg’’ olarak bilinen bir kürtçe ağzının konuşulduğunu göz önüne alarak teste başladı.

Psikolog  hanımın söylediklerini tercüme etmek için Yusuf’a dönen Osman:

– ’’Lo Usif nika binere, guhe xwe gozel bi min de, min bi terre go çı aynı weng bike, temame?

’’Te axnamişkir’’?

Yusuf anladığını belirtecek şekilde başını sallayarak zor anlaşılır bir sesle:

– ’’Are öğratmanim, min axnamişkir’’ dedi.

Psikolog hanım aynen daha önce ki testlerde yaptığı gibi, Yusuf’un çiftlik bahçesinde bulunan inek ile boğayı alıp diğer evin kırmızı boyalı bahçesine bırakmasını istedi.

Osman bu söylenenleri, Yusuf’un ailesinin konuştuğu ’’Canbag’’ şivesi ile tercüme etmeye başladı:

– ’’ Binere Uso, tu şudiki ve mange bi boxa tev bi hevra ji baxçeye çiftlige bigri teki vi baxçeyi bi boye sur…?’’

Yusuf hiç teredüt etmeden çiftlik bahçesinde ki ineği ve boğayı alarak diğer evin kırmızı boyalı bahçesine bıraktı. Psikolog hanım hayratler içerisinde gülümseyerek, Yusuf’un bu yaptığından şaşkınlığını gizleyemiyordu ve hemen ikinci test için Osman’ın tercüme etmesini rica etti.

Osman:

– Uso guh bi min de;

– ‘’Tu dikari vi beygiri ji baxçeye çiftlige bigri teki vi baxçeyi bi boye sur…?’’

Yusuf,  hemen çiftlik bahçesinde ki erkek atı alarak diğer evin kırmızı boyalı bahçesine bıraktı ve Osman’a dönerek doğru yaptığını onaylamasını bekler gibi yüzüne baktı.

Yusuf’un bu ikinci testi de doğru yerine getirdiğini gören Psikolog hanım sevinç içerisinde Yusuf’a sarılarak ’’tillykke’’ (aferim, gözün aydın) derken bir yandan da Osman’a dönerek:

– Şimdi oldu işte.

Ben en yakın zaman da raporumu hazırlayıp okul müdürüne sunacağım. Yaptığın bu yardımdan dolayı sana çok çok teşekkür ederim dedi.

Osman da,  Psikolog hanıma gösterdiği anlayıştan dolayı teekkür edip Yusuf ile birlikte sınıflarına gitmek için Psikolog hanım’ın odasından çıktılar.

Birlikte yürürken Yusuf, Osman’a dönerek:

– Osman öğratmanim, tu çing buyi öğratman?

Osman:

-Çima lo Usiv ?

Yusuf:

-Tu hin nizani navi vi heyvani çiye! diyerek sürdürdü sözünü.

Osman:

-Eee, peki Usiv efendi navi wi heyvani çibuye?

Yusuf:

-Navi wi heywani na ‘’Beygir’’e, navi wi ’’BERGİR’’ e …

 

Kopenhag, ağustos 2020

 

 

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments