EVRENSEL TEMEL İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK İSLAMİ BİR TUTUMDUR. / Perihan Yoğurtçu

0
452 views

İslam’ın din olarak doğuşu ilk ve son peygamber olan Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın Resul’u mertebesine erişmesi ile başlar.

İslam dinine tabi olan insanların toplamına ümmet adı verilir.

Ümmet kavramında ayrımcılığa yer olmadığı gibi her farlılık Allah’ın bir ayeti olarak kabul görür. (Hucurat 49/13; Rum 30/22)

Geride bıraktığımız 15 asırlık süre içerisinde ümmet kavramının orijinalliğini reel yaşamda kayıp ettiğine hep birlikte tanıklık etmekteyiz.

Günümüzde yaşadığımız yerkürede 22 si Arap devleti olmak üzere, dinini İslam olarak kabul eden toplamda 63 ülke oluşmuş durumdadır.

Bu ülkelerin ekseriyeti ulus devlet perspektifine dayanmaktadır.Bu minvalde ümmet adına hiçbir şeyin 15 asır öncesindeki yerinde durmadığı  karşımıza çıkmaktadır.

Güncelde sadece Kürt halkının mütedeyyin kesiminin halen ümmet ipine sıkı sıkıya sarılmaktadır. Ümmetin birliği elbette önemli, tabi ki olmalıdır. Lakin  ümmet çoktan  bölünüp felik felik kendilerine ait sınır tayin etme derdine düşmüşler. Şu da bir gerçektir ki Ümmet kardeşleriniz(!)  Kürtlerin kendi temel  haklarının savunmasına  tahammülleri bile yoktur. Hata Kürtçe ve Kürt kelimesini dahi duymak istemiyorlar. Bu sebeple dindar Kürtlerin   ümmet kardeşliği sevdasını askıya alma vakti geldi de geçiyor bile. Bunca baskı varken  sizler inananlar olarak başka başka telden çalma hakkına sahip değilsiniz asla.

Mütedeyyin Kürt kesiminin artık kendini gözden geçirmesi gerektiği elzem gibi görünmektedir.

Teoriyi fiiliyatta dökmek için bir oluşuma ihtiyaç vardır.

Siyasi olarak bir çaba sarf etmeniz gerekiyor.

Ya da kaleminizi hakikat adına konuşturmanız zorunlu görünüyor

Tabi niyetiniz de güzelin inşası varsa bir biçimde sesinizi duyurmak için yol aramanız lazım

Mütedeyyin Kürtlerin  hılful fıdul (Erdemliler topluluğu) örneğinde olduğu gibi bir yapılanmaya süratle ihtiyaçları vardır.

Bu yapı çatısı altında  Kürtlerin tüm farklılıklarıyla bir araya gelip  Allah’ın kuluna verdiği en doğal hakları için birlikte mücadele vermeleri gerekiyor.

Yıllardır Kürtlerin dili ve kültürü üzerinde  ağır baskılar olduğu halde dindar Kürt kesimi  nedense Kürtlerin temel haklarını savunma noktasında deyim yerindeyse halen havaya bakıp ıslık çalıyorlar. Bir türlü kendi milletinin sesini duymak istemiyorlar.

Ancak sahte ümmet kardeşleriyle  el ele yürümeye devam  ediyorlar.

Birlikte uzaktaki acıya ağlıyorlar, ama din kardeşi(!) olan Kürtlerin  acısına ağlamamak için türlü bahanelere sığındılar ve sığınmaya devam ediyorlar. Ümmetin bu vurdumduymazlıklarını ve acılarda bile ayrım yaptıklarını Sağır sultanlar duydu, gördü farkına vardı da bir  dindar Kürtler bunu bilmek istemiyorsunuz

İnancınız gereği elbette ki dünyanın neresinde olursa olsun zalime ve zulme karşı durmanız kadar doğal bir şey olamaz.

Fakat burnunuzun dibinde hakları gasp edilen kendi milletiniz için sesinizi içinize saklıyorsunuz. Oysaki  Hz Muhammed zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytandır demişti

Kürtlerin tarihine baktığımızda gül bahçesine benzer bir kültüre sahip olduklarını görmekteyiz. Fakat  son yıllarda bu gül bahçesi misali kültürün kurumaya yüz tuttuğuna  üzülerek şahit olmaktayız.

Dindar Kürtler,  kurumaya yüz tutan bu gül bahçesini  su ile buluşturmalı ve tekrar filizlendirerek yeşermesini sağlamalılar.

Şu bir gerçek ki hak temeli mücadele vermek belki de dünyanın en zor işidir.

Aynı zamanda İnsanın kendi nefsiyle savaşması da bir o kadar çetin bir mücadeleyi gerektiriyor. İnsan bir Ömür boyunca nefsiyle uğraşır, benlikten sıyrılmak için, ego insana çok şey kaybettirir. Nefis  perde misali gözleri örter, kulakları ise sağır eder, etrafınızda  olan biten haksızlıkları görmez ve duyamaz duruma düşürür.

Yukarda  da belirttiğim gibi  mütedeyyin Kürtlerin tüm farklılıklarıyla hılful fıdul benzeri bir çatı altında amasız, fakatsız bir bütün olarak hak ve adalet için çaba verme mecburiyetleri söz konusudur.

Neden mi? Çünkü Afrin de  işid hırsız çete sürüleri Kürt kadınlarına tecavüz edip cesetleri tarlalara atıyor, “üstelik bunu din adına yaptıklarını söylüyorlar.

Çocukların cesetleri sahil kıyılarından toplanıyor ve gençlerin cesetleri  ise kaldırımların altına gömülüyor.

Siz mütedeyyinlerimiz halkımıza karşı yapılan bunca acımasızlığı görmezden gelip sesinizi çıkarmıyorsanız inancınızı gözden geçiriniz.

“Zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytandır” düsturuna rağmen sessiz kalıyorsunuz.

Senin milletin zulmün altında nefes alamıyorken, birilerinin size gösterdiği acılara ağlıyor, burnunuzun dibinde ki acıyı görmezden geliyorsunuz.

Allah aşkına ağlamak için başka yerde acı aramaya gerek var mı?

Halkınızın yaraları  kanıyorken ne zaman kendi içinizde birbirinizin yaralarını saracaksınız.

Dindar Kürt kesimin  iman ölçer anlayışından bir an önce vazgeçmesi gerekir.

Zulme bir tek  pencereden bakarsanız, sadece bir parçasını görür olayın tamamına vakıf olamazsınız.

Yıllardır kendi kavminize yapılan bunca haksızlık ve zulüm varken sizlerin siyaset üretme noktasında  halkın gerisinde kaldığınız bir gerçektir.

Neden kendinizi bir sorgu süzgecinden geçirmeye ihtiyaç duymuyorsunuz?

Farkında mısınız?  Yıllardır aynı yerdesiniz. Çünkü kendinizi sorgulama cesaretini gösteremiyorsunuz.

Ümmet kavramını yaşamlarını bir arada sürdüren inansın, inanmasın toplumun bütününü kapsayan bir anlam taşımaktadır.

Günümüzde ümmetin kapsamı Müslümanlarla sınırlı tutulsa da coğrafya, kültür en nihayetinde kader birliği yapmak farklı unsurları ümmet haline getirir.

Kur”an da  kul hakkı ve adalet kavramları inanların olmasa olmaz değerlerindendir.

Yalnız pratiğine baktığımızda İslam dünyasında insan hakları içler acısı bir durumdadır.

Bu nedenle İslam coğrafyasında, ısrarla Hılful fıdul benzeri bir yapıya ihtiyaç olduğunu  söylemekteyiz.

Özelde Kürtlerin, genelde Orta Doğuda ayaklar altına alınan temel insan haklarının mücadelesine vermeniz gerekiyor.

Çünkü kul hakkını savunma misyonunu yüklenmek, İslâmî bir tutumdur.

Şu gerçeği göz ardı etmeyelim, halkımız mütedeyyin Kürt kesiminden  beklentileri vardır. Çünkü  sistemin güçlü bekçisi iktidar Kürtlere zulmü reva görüyor,  elinden geleni ardına koymuyor.

Kürtlere ait olan kurumları yok ediyor, siyasette çıkan tüm kapıları  yüzlerine kapatıyor.  Kürtlerin vekilleri yaka paça gözaltına alınıyor. Bu nedenle siz mütedeyyin Kürtlerin susma hakkına sahip değilsiniz

Mademki iddianız Allah’ın ilkelerine uygun yaşamaksa tüm farklılıklarımızla bir bütün olarak el ele verip özgür bir yaşamı inşa etmeniz gerekiyor.

Yok, eğer amacınız kendi nefsiniz ve egonuz ise Allah aşkına düşün halkın yakasından, nefsiniz ve egonuzu dilediğiniz kadar  büyütebilirsiniz.

Eğer zulme ve baskıya sessiz kalmaya devam ederseniz, unutmayınız ki nefsiniz ve egonuzla helak olmaya mahkûm olursunuz

3 Temmuz 2020

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir