FEMİNİZM DİNSİZLİK Mİ YOKSA FARKINDALIK MIDIR? Perihan Yoğurtçu

0
774 views

Feminizm:   “Feminizmin Kökeni Latinceden gelen femina kelimesinden türemiştir.  Femina, Latince’de “kadın” demektir. Bu kelimeden türeyen feminizm kavramı, eşitliği ve toplumsal gruplar arasındaki farklılıkların yok edilmemesini savunur.” 

Feminizm: Kadını hiçleştiren anlayışı reddeden ve Kadın iradesini açığa çıkarmanın mücadelesini veren bir akımdır.  

“Feminizm:  Toplumumuzca kanıksandığı gibi erkek düşmanlığı düşüncesinin aksine, cinsiyet eşitsizliğini gündeme getirmek için çaba sarf eden  kadın oluşumlarıdır. Aslına bakarsanız bu durumun sadece kadınlar için değil, erkekleri de yakından ilgilendirmektedir. Zira ortada   yanlışlıklar düzinesi  vardır. Bu sebeple Kadın ve erkeğin  birlikte kafa yorup bu hastalıklı anlayışı birlikte bertaraf etmeleri gerekmektedir. Bu, hem kadın hem de erkeğin iyiliği içindir.  

Öteden beri sürdüre getirilen ataerkil  geleneği ve bu geleneğin içerisinde kadınların nasıl değersizleştirilip araç sallaştırıldığının tanığıyız.  

Patriarkanın  kadına çizdiği bir sınır vardır. Eğer kadın bu sınırın dışına çıkmaya teşebbüs ederse, asi/isyankâr kabul ediliyorlar. Bu nedenle ölümü hak etmiş, hatta öldürülmesi vacip kabul ediliyorlar. Sokak ortasında dövülüyorlar vesaire.    

Şayet Kadın:  haysiyetsizliği ve hiçliği kabul ederse,  o, eril anlayışın  nazarında makbul bir kadındır. Yok, eğer   tepkiselliklerini ortaya koyarlarsa,  vay o kadınların haline. Ne şeytanlığı kalır, Ne de dinsizliği.  

Abartısız kadının aklı baliğ olmasıyla,  çocukluğundan ölümüne dek dünyanın en ağır yükünü kucağında bulur.  

Kadın, din adı altında  kadının üzerin de Tahakküm kuran  ata erkek  ideolojisine karşı Peygambervari bir sabırla, direnç göstermiş ve göstermektedir.  

Hakikatin  üzerini örtmekle  hakikat  yok olamaz.  

Feminist Müslüman kadınlar, kadın ve erkeğin Allah nezdinde hak temelinde eşit olduğunu  haykırıyor.  

İslami kesimin geleneğinde örgütlülük kültürü olmadığı gibi  örgütlenmek  din dışı görülür. Her ne kadar  bölük pörçük  küçük gurupların varlığı olsa da hiç bir zaman bir Bütünlük sağlamış değillerdir.   Yek başına ne kadar  sesinizi yükseltirseniz yükseltin, karşı tarafa ancak boğuk bir sesin yankısı varır anlaşılmayan.  

Ve aynı anlayışlar eleştiriyi de dedikoduyla eşdeğer tutulurdu. Bu nedenle günahtan kaçar gibi eleştiri yapmaktan kaçındılar. Linç ediliriz korkusu fazlasıyla  kadınların kalemine yansımıştı ve yansıtmaktadır hala.  

Müslüman feminist kadınların  güçlü bir dayanışmayı açığa çıkaramayışlarının sebebi de tam da bu saikledir. Hâlbuki ümmet olmak da örgütlenmedir bir biçimiyle. Çünkü ümmet kelimesi, topluluk anlamındadır. 

Ama artık bu olumsuz tutum olumlu yönde değişmektedir.  Birlikte yürümek, birlikte söz söylemek, zor değildir artık. Her nerede olunursa olsun, bir tıkla birlikte tartışılıyor, beyin fırtınası yapılmakta. Mısırlı Huda Şaravi tek başına feminist kadınlar okulunu açmıştı!  

Feminist Müslüman kadınların  dijital dünyasında bir platformları neden olmasın?  

Günümüz kadınıyla Tarihsel bir kıyaslama yapacak olursak eğer, bin dört yüz yıl öncesinin kadını çağımızın kadınından illeri derece de belirgin bir duruşa, sahip olduğu görülmektedir. Tabi herkesin baktığı çerçeve aynı olmayabilir. Lakin ben kendi araştırma ve okumalarımdan  bunu anlamaktayım  ve bu duruşlarına hayran kalmamak elde değildir.        

Mesela Hz Ömer iktidar da ve camide sohbetin konusu mehir. Erkekler Hz. Ömere mehirin miktarının fazlalığını, güçlerini yetmediğini ve miktarın azaltmasının talebinde bulunuyorlar.  Cemaatin içinden bir kadın Kalkıyor ve Hz Ömere, mehrin miktarını düşürme talebinin Kur’an’a aykırı olduğunu söyler. Bu tepki karşısında erkeklerin talebi kabul  görmüyor ve Hz. Ömer geri adım atmak zorunda kalıyor. İşte bu kadın profili,  sosyal, politik ve ekonomik öngörüye sahip ve güçlü bir kadın profili değil midir?!  

Mehir konusu günümüzde uygulanır mı, uygulanmaz mı ayrı bir tartışma konusudur.  Lakin burada lafını esirgemeyen ve kendi hakkını savunan  kadının duruşu, feminizmden uzak olmadığıdır.  

Ve aynı zamanda Hanne, Hz Meryem’in annesi,  ataerkil toplumun tüm itirazlarına rağmen Meryemi mabede  adamasına ve Hanne’nin Sözünden ödün vermeyişi de Feminizmden beri değildir.  

Ve yine Mücadele süresi bir kadının Hz Muhammed ile  yürüttüğü tartışma neticesinde nazil olan bir süredir.  

Müslüman feminist kadınların, Kur’ân, hadis ve rivayetlerde ismi geçen kadınların  kıssalarını yeniden güncellemeleri  gerekir. Bunun bir aciliyet olduğu kanaatindeyim. Zira geçmişi  çözümler ve geleceğinizi  onun  üzerine inşa ederseniz, ancak dirençli bir bilinç  oluşturursunuz.   Mustarip olduğumuz yalan, yanlış ve eksik kaynaklarla yola çıkmak yolda kalmaktır. Güncellenmiş kaynakları rehber edinilirse, ancak hengameli yollar aşılır.  

KUR’ÂN’DA  FEMİNİZM DEĞİL DE KUL HAKKI DENİLSEYDİ, YİNE DİNSİZ DENİLİR MİYDİ?  

Yukarıda da değindiğim gibi Müslüman Feminist kadınlar aileyi ya da Erkekleri dünyalarından çıkarıyor söylemi,  safsatadan ibarettir.  Bu bakış açısına sahip olan  feminist guruplar vardır  ama  bu onların bakış açılarıdır. Başka bir grupların bu düşünceye sahip olması, Müslüman feminist kadınlarının da aynı düşünceye sahiptir manasını çıkarılmamalı.  Müslüman feminist  kadınların çabası,  Allah’ın kadın ve erkek ayrımı yapmadan vahiy ettiği eşitliği açığa çıkarmaktır.  

kelime meteforuyla feminist kadınları dinsiz göstermek boşa efor harcamaktan başka bir şey değildir.  

Bilindik ve üzüntü veren toplumsal bir gerçeğimizdir. Toplumumuzun büyük bir çoğunluğu din özelliğinde araştırma zahmetine girmeyi  pek sevmez. Kulağa hoş geleni sorgu süzgecinden geçirmeden itirazsız kabul eder.  

Bu şöyle bir örneğe benzer, bir parça süngeri kirli ya da temiz suyun üzerine bastırdığınız da  ayrımsız alabilecek kadar suyu kendine çeker.  Hâlbuki İnsan bir nesne değildir, akleden ve düşünen  bir varlıktır.  Ak ve karayı birbirinden ayırt edecek ferasete sahiptir… 

Hal böyleyken  linç edilirim  korkusuyla Allah’ın kelamını yorumlama şeklini kendine dert edemeyen kadın ve erkek âlimlerin sessizliği gerçek bir manada izaha muhtaçtır.  

Işık hızında değişim ve dönüşüme uğrayan  bir dünyada yaşıyoruz.  Kuran’ı akla ziyan yorumlarla tahrif edilmesi Zinhar kabul edilir bir durum   değildir.    Bu nedenle âlim ve ulemanın, elini taşın altına koymaları gerekmektedir.   Olmadı bedenlerini taşın altına koymalılar. Bilal’i Habeş gibi.  

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments