Kürtler ırkçı mıdır /Perihan Yoğurtçu

0
410 views

Araştırmalara baktığınızda sömürgenin bir statü olduğunu görürüz.

Emperyal güçlerinin politikasıdır; sürekli bir keşif arayışı içinde olur ve sömüreceğini bulduğu an, sisteminin potasında eritmenin tüm yollarını mubah görür kendine. Halklarının boğazına çöker, ayakta durmasının gereğidir. Boğazına çöktüğü halkı öldürmeyecek biçimde sıkacak ta ki kendine muhtaç edinceye dek. Mağdur ve muhtaç ettiği halkın yanındaymış havasını da her zaman capcanlı tutar.

Bu canavar döngü hep var olagelen bir olgudur. Rakamlara boncuk misali dizdikleri savaş sayılarının sebebi de tam da budur. Sömürecek halkların sınırlarını bir çizip bir bozma telaşesi de bunun içindir, zülüm ve katliamlar da. Filler tepinirken ayakları yere değsin istemez, o nedenle mağdur ve muhtacın sayılarının fazla fazla olmasını ister, doymazlar çünkü.

Senin toprağının üzerinde senin iradene rağmen toprağını parçalara böldüler. Yetmedi, Kürtleri kendi içinde inanç mezhep ve ideoloji üzerinden birbirine düşman ettiler, aralarına düşmanlık duvarlarını örerek dört ümmet dediği ülkenin emrine bıraktılar.

Gün geldi devran döndü; masa başında bölünen yapay sınırların ortadan kaldırma zamanına şahitlik ediyoruz. Ve Kürtler bütün bu zulmün altında yaşarken de asla pes etmeyip köleliği red etmiştir. Özgürlük mücadelesinden hiç bir zaman vazgeçmemiştir.

İnsana değer atfetmek en doğal haklarına riayet etmekten geçer. Bir insanın temel hak ve hukukuna müdahale etmek insan onurunu rencide eden bir durumdur. Bu sözde dört Müslüman ülke Kürtlein onurunu rencide etmekten asla imtina etmemişlerdir.

Manasından mı bihaberler? Kürtler adına siyaset yapanların ağzından dökülen şu sözleri duymak hayret vericidir. ‘’Biz ırkçı değiliz’’ Bu lafı dillerine pelesenk etmek doğru mu? bir statü sahibi değilken, millet bile olamayan bir halk nasıl olur da kendini ırkçılıkla itham eder? Üstelik sanki doğruymuş, normalmış gibi, rahatlıkla sarf edebiliyor! Sormazlar mı? Sen hangi statüye sahipsin ki, ırkçı değilim sözünü dilinden düşürmüyorsun? Senin halkın hangi halkı asimile etmek için zor kullandı? Eğer Kürtler ırkçıysa hangi halkın dilini yasakladı? Hangi halkın kültürünü sahiplendi? Hangi halka ‘sizin bildiğiniz gibi değil, aslında siz bizim soyumuzdansınız, siz kendi tarihinizi bilmiyorsunuz, siz dağlarda yürürken ayak seslerinizin çıkardığı kart kurttan dolayı size Kürt deniliyor, bizim size söylediğimiz her ne varsa doğrudur biz ne diyorsak odur!’ diye dayattı.

Irkçı olmak için, bir halkın en temel haklarını ihlal edip asimile etmek için zulmün her yolunu mubah görmek lazım. Kürtler başka bir halka hangi zulmü mubah görmüştür?

Bir statüye sahip değilken başka halkları kendi içinde eritme gücün yokken? Nasıl ırkçı olunuyor? Bu söylem tam da egemenin istediği bir söylemdir. Bunun bilincinde olmayan bir siyasetçi fikirsizliğini ifşa etmiş olur!

Sömürü olmak bir marifet değil elbette, fakat anadilinin eğitimini görüyor, edebiyatını sanatını yapma hakkı var. Hiç kimseden izin almadan, hiç kimseye danışmadan kendine ait camdan bir evin var en azından. Şunu bir defa güçlü bir biçimde dillendirmek lazım ta ki Kürtler adına siyaset yapmak için yola çıkanların kulağına küpe oluncaya dek! Bir halkın tüm farklılıklarının yüreğine dokunmalısınız, siyaset yaptığınız halkın temsil misyonunu yükleyenler ne için mücadele yaptığını bilincinde olmalı. Öncünün görevi halkını başarıya götürmektir, başarısızlığa götürmek ve hedefinden saptırmak değil.

Hakları tahakküm altına alınan bir halkın hak ve hukukunu dile getirmekle neden ırkçı olunsun bunun bir izahı olabilir mi ? Bu anlayışların derdi, biz ırkçı değiliz demek için mi siyasete yapma kararı almışlar? Yahut koltuk sevdası mı? Ya da verilen onca mücadelenin gelinen noktayı heder etmek mi derdiniz? bir açıklama her daim merakım olmuştur bu agaaşlardan?

Toprağın, canın, malın ve namusun gasp edilirken elleri böğründe yanağında patlayacak olan tokada bile bile, zulmün sahibine diğer yanağınızı mı çevireceksiniz? Bu algı doğru bir algı olmadığı gibi bu anlayıştaki bir siyasetçi bu harekete zarar verir.

Ezilen ve sömürülen halklar için “hareketler” özgürlüğe ulaşmak için bir araçtır, aracın nedenselliğini çözümlemediğin de ‘’ERK’’ e yaranmak için çaba harcama yolunu seçtiğinin farkında bile olmazsınız.

Kürtler adına siyaset yapanlar ehil olmaları lazım. Zira çıkılan yolun yüreği de, ayağı da acıtan, kanatan bir yol olduğunun bilincinde olanlar olursa ancak başarıya ulaşılır! Değilse Kürdistan’ı bir köy ve Kürtleri de bu köyün sakinleri olarak görür. Haliyle çözümü birkaç kültürel renkten ibaret sanır. Ve bu anlayıştaki agaaşların da sayısı az değildir.

Amed ve Newroz’un kalabalığına bakarak ders çıkarmak lazım, halkın desteğinde sorun olmadığı çok açık! Peki halkta sorun olmadığına göre sorun kimde? Nerede sorun var? İrdelemek lazım değil mi? Halk korkuyor demek, kolayına kaçmaktır. Halk korkmuyor, halkın tepkisi ehilsizce ne yaptığını ne için yola çıktığını bilmeyenleredir.

Ve mümkünse Kürtler kendi aralarında bir daha kullanmamak üzere şu‘’HAYİN’’ kelimesini çöpe atsalar ne iyi olur. Mele Mustafa Berzanin şu sözü gayet yerinde o nedenle burada kalsın “İyi Kürtleri düşman öldürdü, kötü Kürtleri de kendimiz öldürdük’’ Bu bağlamda Kürtlerin egemene tanıdığı toleransı, biribirlerine yarısını bile tanısalar kazanırlar. Birbirini yeryüzünde silmeye yeminli olmaları tam da egemenin istediği ve uyguladığı bir politikadır Kürtlerin eliyle Kürtleri öldürmek onun yüreğine su serpiyor. Bunu da biliyorsunuz değil mi?

Nasıl ki halk korkuyor söylemi kolayına kaçmaksa ‘’HAYİN’’ kelimesi de o kadar kolayına kaçmaktır. Gücünün yetip bilgisiyle aydınlatamadığı, ki bu siyasetçinin görevidir, örgütleyemediği her kişiden sorumludur. Ötekileştirmek sorumluluktan kaçmaktır. Bilinçlendiremediğiniz her kişiyi erkin çarkının dişleri arasında bırakarak kolayına kaçmaktır. Bu yola baş koyulduysa halkı aydınlatmanız gerek ne, niçin ve neden yola çıkıldığını anlatmak lazım.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments